Giriş Kayıt

BÜYÜKLER

Yazar:

Bookmark and Share

“GROWN UPS”

Yapım Bilgileri

Adam Sandler, Kevin James, Chris Rock, David Spade ve Rob Schneider’ın başrollerde olduğu Büyükler/Grown Ups, küçükken iyi arkadaş olan ve Dört Temmuz hafta sonu için aileleriyle birlikte otuz yıldan beri ilk kez bir araya gelen beş erkek hakkında dur durak bilmeyen bir komedi. Kaldıkları yerden arkadaşlıklarına devam eden bu beş kişi, ilerleyen yaşın büyümek anlamına gelmediğini keşfederler.

Columbia Pictures, Relativity Media işbirliğiyle bir Happy Madison yapımı olan Dennis Dugan filmi Büyükler/Grown Ups‘i sunar. Filmin başrollerinde Adam Sandler, Kevin James, Chris Rock, David Spade, Rob Schneider, Salma Hayek, Maria Bello ve Maya Rudolph var. Yönetmen  Dennis Dugan. Yapımcılar Adam Sandler ve Jack Giarraputo. Senaryo yazarları Adam Sandler & Fred Wolf. Yürütücü Yapımcılar Barry Bernardi, Tim Herlihy, Allen Covert ve Steve Koren.  Görüntü Yönetmeni Theo Van de Sande, ASC.  Prodüksiyon Tasarımcısı Perry Andelin Blake.  Editör Tom Costain.  Kıyafet Tasarımcısı Ellen Lutter.  Müzikler Rupert Gregson-Williams.  Müzik Süpervizörleri Michael Dilbeck, Brooks Arthur ve Kevin Grady. 

[Read more...]

THE LAST AIRBENDER

Yazar:

Bookmark and Share

Dünyayı savaş alevleri yutmuş ve bu kaçınılmaz yıkımı durdurmak için kimsenin gücü yok… Ta ki şu ana dek. Yaklaşık 100 yıldır, Ateş Ulusu, kabile ulusları Hava, Su ve Toprak’a hakim olmak için ölümcül bir hareket başlatmıştır. Kabilelere tek bir seçenek sunmaktadır: Tam teslimiyet ya da tam yıkım.

Köylüler, kendilerini savunmak için boş girişimlerde bulunarak, ulusun elementine hakim olup istedikleri gibi onu “bükebilen” seçilmiş birkaç kişinin arkasında duruyor. Büyük ordular ve imha silahlarıyla destekleniyorlar ama ateş bükücüler yeryüzündeki her hava bükücüyü etkisiz hale getirmişlerdir. Şimdiyse dikkatlerini kuzey kalesindeki Su Ulusu’na çevirmişlerdir.

Bir gün genç su bükücü Katara (NICOLA PELTZ), erkek kardeşi Sokka’yla (JACKSON RATHBONE) yeteneklerini çalışırken Aang (NOAH RINGER) adlı genç bir çocukla tanışırlar. Aang’ın hava bükme becerileri ortaya çıktıkça, Katara ve Sokka, karşılarındakinin yalnızca son hava bükücü olmayabileceğini fark ederler. Dört elementi de kontrol edebilen tek kişi olan geleceğin habercisi Avatar, bu genç hava bükücü, Ateş Ulusu’nun saldırılarına karşı koyabilecek tek silahtır ve savaşın yıktığı dünyanın düzenini bir tek o geri getirebilir. Fakat çok geç olmadan bükme becerilerinde ustalaşıp olmasa gereken kahraman olabilecek midir? [Read more...]

Ferdi Eğilmez ile Röportaj

Yazar:

Bookmark and Share

Çocukluğumuzdan beri büyüsüne kapıldığımız “sinema”, bazılarımızın hiç yaşamadığı bir deneyimken, bazılarımız içinse sadece bir rüyadan ibaretti. Hayatın resmini çeken sinema, her ülkede olduğu gibi, kültürel normların farklılığını dile getirirken, oldukça gelişim gösteren Türk Sineması da Arzu Film’in kurulmasıyla beraber Yaşilçam’ın tozunu attırıyordu. Bu bağlamda dramatik Türk filmleri dramatik olmayan filmlerin yolunu kesti. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise “gülerken ağlatmak”, “ağlatırken güldürmekti.” Tabi bu durum birçok film şirketinin yükselmesine ön ayak oldu.“Bir zamanlar saygın film şirketleri vardı. ‘Erman, Erler, Akün Film’ gibi… 70’lerden itibaren piyasaya irili ufaklı çok sayıda film şirketi çıktı.Ancak eski saygınlık yitirilmişti. Nitekim çoğu zamanla yok oldu.Ama ‘ARZU FİLM’ hala ayakta. Bu Arzu Film’in kuruluşundan bu yana izlediği, bilinçli ve düzeyli politikanın sonucu’’. Tüm engelleri aşarak dimdik ayakta kalabilmeyi başaran Arzu Film’in bu kadar hızlı yol kat etmesi hiç şüphesiz firmanın saygınlığına bağlı. Bu saygınlığın temelini atıp Ertem Eğilmez’in açtığı yoldan ilerleyen Ferdi Eğilmez, bize Arzu Film’in sırlarını aktaracak.

Temelini sağlam demirler üzerine inşa eden Arzu Film’in yapılandırma aşamasından kısaca bahseder misiniz? 

Eski Arzu Film Ertem Eğilmez’in yapılandırdığı bir firmadır ve Türk sineması için çok önemli bir rol oynamıştır. Günümüzde önemli bir ekol olarak kabul edilen Arzu Film bir çok sinemaseveri aynı çatı altında barındıran bir okuldur. Bu okuldan yetişen yapımcılar, senaristler ve oyuncular interaktif bir yapılandırma içinde katılımı sağlıyorlardı. Ekipçe karar verilip seyirciye pelesenk olan oyuncularla filmin çekim aşamasına giriliyordu. Bir de o dönemin alamet-i farikası iki Arzu Filmin olmasıydı. Yapımcı olan Arzu Film ve Ertem Eğilmez’in yönetmenliğini gerçekleştirdiği Arzu Film. Yapımcı olan Arzu Film şu angajmanlar içerisindeydi: o  yıllarda Anadolu’da işletmeler vardı. O işletmeler aracılığıyla film çekiliyordu. Samsun ve Adana gibi… Gerçek anlamda yapımcılar onlardı. Eskiden piyasaya Amerikan Filmi girmezdi. Dolayısıyla karnımızı yerli filmlerle doyurmak zorundaydık. Belli başlı firmalar sezon boyunca 7-8 filmle karşımıza çıkarlardı. Örnek verecek olursam; birinde Şener Şen diğerinde ise Kemal Sunal oynardı. Her şey sene başında deklare edilerek işletmelerden senetler gelirdi. Senetler Yeşilçam’da kırdırılarak maliyetini çıkarırdı. Seyirci hasılatından gelir elde edilmezdi belki ama, 70’lerde ve 80’lerde seri üretim olarak adlandırabileceğimiz projeler gerçekleştirildi. Böyle bir pazarı vardı Arzu Film’in. Teknik kadro yapısına da uyan bir yapıdaydı.

“Retro” başlığı altında ele alarak, dünden bugüne yolculuk yaptığımızda Ertem Eğilmez’in kurduğu Arzu Film ile günümüzün Arzu Filmi çok farklı kulvarda dans ediyor. Bu farklar nelerdir? Açıklarmısınız?

Artık şartlar çok değişti. Sinemadan zevk alan zümre evlere kapandı. Senede 30 milyon izleyici varsa 25 milyonu 0-5 yaş grubundan oluşmaya başladı. Çok hızlı tüketebilen ağdalı melodramlarla işi olmayan bir seyirci kitlesi varlığını gösterdi. Bu seyirciler daha fazla keyif alabileceklerini düşündükleri filmleri izlemeyi tercih ettiler. Böylece komedi filmleri de dolambaçlı olarak sinemaya adımını attı. Kıssadan hisse; eski Arzu Film dramatik yapıyı kolayca çözdüğü için  seyirciye derdini iyi anlatan diğer bir deyişle seyirciyi tatmin eden bir sistem içerisindeydi. Şu anki Arzu Film’in senede 7-8 tane film çekme olanağı ne yazık ki yok. En fazla bir tane çekebilir. Arada büyük farklılıklar var. Çünkü seyirci kaygısı üreten filmler yapmak zorundayız. Yegâne söyleyebileceğim fark budur.

Mayasında bir cevher olan Arzu Film’in hedeflerinden sapmayarak halen varlığını sürdürüyor olmasının altında yatan sebepleri bağışlamanız mümkün mü?

Varlığını halen sürdürüyor olması tamamiyle Arzu Film’in üreticiliğine bağlı. Ertem Eğilmez 1989 yılında vefat ettiğinde 37 tane siyah beyaz ve 67 tane de renkli film bıraktı. Eğilmez’in vefatından sonra özel kanallar devreye girdi. Bu bir süreç meselesiydi. Arzu Film’in ekstra olarak yaptığı herhangi bir çalışma yok. Sadece sinema filmi üreterek ayakta duruyor. Geçmişinde o filmleri üretmeseydi bu kadar süre ayakta duramazdı. Halen o dönemde çekilen filmlerin getirisinden kazanç elde ediyoruz. Demem o ki; Ertem Eğilmez’in oğlu olmam Arzu Film’in ayakta durmasının başlıca nedenlerinden biridir. Bu şirket benimle yaşıt ve 45 yıllık bir mazisi var.

Peki ya seyircilerin Arzu Film’den beklentileri…?  

Seyircilerin beklentileri çok farklı düzeyde. Seyirciler bir bedel ödüyor. Haliyle en iyisini görmek istiyorlar. En iyisinden kastım şu: hem senaryo açısından filmin dramatik ruhu korunmalı, hem de teknolojik imkânlarla donatılmış olmalı. Son derece haklı olduklarını düşünüyorum. Zaten gelir düzeyi ortada. Bir bilet fiyatı 7-8 milyon civarında.Genel olarak bakıldığında sinema halâ pahalı bir eğlence.

“Sinema pahalı bir eğlence” dediniz. Günümüzde rayting rekorları kıran diziler nereden baksanız maddi anlamda çok iyi durumdalar. İnsanlar sinemaya gitmek yerine evinde oturup dizi seyrediyor. Eğer dizi teklifi gelirse hayata geçirmeyi düşünür müydünüz?

80’ lerin reyting anlayışıyla ve projeyi ele alırken ki tutumlarıyla pojeyi üretenlerin arasında epeyce farklılıklar var. O farklar aşıldığı taktirde hem sinema hem de TV’ye ürün verebileceğimize inanıyorum. Öncelikle bu iki ayrı mecradaki zihniyetler bir araya gelmeli, ve bir araya geldikleri takdirde bazı pürüzler azaltılmalı daha sonra da iyi bir ekip kurulmalıdır.

Babanızın yönetmenliği bir kenara dursun. Siz de Hababam Sınıfı Askerde ve Hababam Sınıfı Üç Buçuk filmlerinin yönetmenliğini üstlendiniz. Pirüpak ifadeyle; kendinizi yönetmen olarak hangi noktada görüyorsunuz?

Hiçbir noktada görmüyorum. Aklımdaki sinemayı yapıyorum. Birinci meselenin sektör olabilmek olduğuna inanıyorum. Bugün itibariyle ürün verdiğimiz filmler seyirci kaygısı taşıyan filmlerdir. Hababam Sınıfı Asker’de filmindeki yönetmenliğimi beğenirim de Hababam Üç  Buçuk’takini beğenmem. Önemli olan projedir. Her ikisinin de yönetmeni aynı. Fakat Hababam Üç Buçuk’un senaryosu orijinal olandan daha deneysel. Şu aşamada yönetmen Ferdi Eğilmez adına konuşabilmeyi erken buluyor ve seyirci kaygısı taşımayan yönetmen Ferdi Eğilmez olmaya çalışıyorum.

Seyirci kaygısı taşımayan  Ferdi Eğilmez” derken neyi kast ettiniz ve Milenyum çağının yönetmenleriyle eski dönemin yönetmenleri arasında benzerlikler var mı? Varsa bunlar neler? 

Yönetmenleri; yapımcı sineması ve yönetmen sineması olarak ikiye ayırabiliriz. Eski dönem yönetmenlerini ele aldığımızda yönetmen sineması diye bir şey yoktu.Yalnızca yapımcı sinemasının varlığından söz edebiliyorduk.Sektör olabilmek için gözetilmesi gereken bazı kriterler var. Mesela seyirci kaygısı taşıyan filmler üretmek gibi… Öncelikle şunu konuya parmak basmak gerek.Yönetmenin ekonomik gücünün yerinde olması gerekiyor. Aksi takdirde Türkiye için yönetmen sinemasından bahsedemeyiz. Günümüz yönetmenlerinin eski yönetmenlere kıyasla maddi imkânlarının daha güçlü olduğunu hesaba katarsak; hem teknolojik açıdan şanslılar hem de dünyaya açılmaları an meselesi.

Son olarak; Arzu Film’in gerçekleştirmeyi düşündüğü projeler hakkında bilgi verir misiniz?

Film projesi oluşturmak yemek yapmak gibidir. Bazı yemekler kısık ateşte yarım saatte pişerken, bazı yemekler ise harlı ateşte daha çabuk pişer. Üç yıldır tozlu raflarda duran projelerimiz var. Daha dün akla gelenler de var. Yarının şimdiden ne getireceğini bilemeyiz. Dolayısıyla bugünden yarının projesi şudur demek istemiyorum.

Röportaj: Arzu Çevikalp

Mikrofonu bu kez Bir Film’e tuttuk

Yazar:

Bookmark and Share

‘Filmlerin gelirleri, masrafları kurtarmıyor’

Geçen ay sayfalarımızı açmaya [Read more...]

COLD CASE

Yazar:

Bookmark and Share

Tozlu dosyalar denince ilk aklınıza gelen şey nedir? Rafların en ücra köşelerinde duran eski püskü kağıt parçacıkları… Düşünsenize bu kağıt parçalarının tarihimizle olan bağlantısını. Bu bağlamda geçmişimizde meydana gelen olaylar zincirine parantez açarsak suç işleme ve buna bağlı olarak gelişen intikam duygusu yıllar sonra kapımıza dayanırsa, bu duyguyla yüzleşmemek için çabalayan suçluların buluştuğu bir platformda Cold Case gibi bir dizi ortaya çıkmış.

[Read more...]

GÖKTEN ZEMBILLE INEN YONETMEN

Yazar:

Bookmark and Share

Röportaj: Süda Tarım

Hiç bıkmadan sorularıma cevap veren  ve her konuda [Read more...]

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes