ETİKLİK VE ERKEĞİN DERİNLİKLERİ ÜZERİNE BİR SCI-FI
Cube, Paris I love You ve Cypher filmlerinin yazar ve yönetmeni Vincenzo Natali, Splice ile bizi yine bilim-kurgunun ürkütücü, soğuk ve ölümcül koridorlarında bizi gezdirmeyi başarmış diyebilirim. Karşımızda bir şaheser durmuyor olabilir, hiç sorun değil ama Splice zeki bir film ve zekice çekilmiş kesinlikle. Düşük bütçesine göre günümüze yakışır bir teknolojisi var. Olaya sadece peş peşe gelen kareler olarak bakarsak, evet, bu filmi sevmememiz için pek çok neden çıkacaktır ama bu tip filmlere damak tadı alışkın olanlar Splice’ın o farklı atmosferine girdiğinde çok değişik duygular, eminim ki, hissedecektir.
Genç yaşlarına rağmen dünyanın kendilerinden çok şey beklediği genetik mühendis olan çift, Clive ve Elsa, farklı hayvanların DNA’larını eşleyerek, sağlıklı yaşayan yeni canlılar elde etmeyi başarmış ama bu başarının bununla da sınırlı kalmayıp insanlarla da yapılmasını istemektedirler. Etik olup olmadığı sorgulanan bu düşünceler, çiftimizin kafasında bir kere yer ettiğine göre, laboratuarın gizli köşelerinde operasyona tabii tutularak gerçekleşir ve sonuç başarılıdır. Ellerinde çok hızlı gelişen, insana benzeyen ama bir tarafı da hayvansı olan bir canlı vardır. Bu hibrid tüm dünyayı ve daha sonra da çiftimizin dünyasını değiştirecektir. Her filmde olduğu gibi “sorunlar” olayları geliştirir.
YARATIK MI İNSANDAN ÇIKAR, İNSAN MI YARATIKTAN…?
Konu günümüze çok uzak bir konu değil. DNA’nın gizemi günden güne çözüldükçe etik mi değil mi tartışmaları kulağınıza geliyordur ve henüz bir üretimin olmamış olması, olmayacağı anlamına gelmiyor. Vincenzo, zekâsını burada devreye sokup bu çok zor işlemi çok kolaymış gibi gösterip, asıl zorluğun daha sonra yaşanacağını bizlere anlatmaya çalışmış. Elbette Vincenzo’nun diğer filmlerine aşinaysanız, bu filmin de çok masum bir film olmadığının bilincindesinizdir. Gerçekten rahatsız edici sahneler var. Özellikle seks sahneleri bir hayli tartışılabilinir düzeyde. Ama bunlar bile günümüz insanının bilinçaltında ne kadar hayvan olduğunu anlatan metaforlarla süslü. İnsan üremekten (üretmekten) büyük bir keyif alır, ona karşı büyük bir sevgi besler ama üreyince de (üretince de) karşısındakini tıpkı bir mal ve bir “proje” gibi yontmayı, şekillendirmeyi, bir ton kurallar silsilesi içinde de sağlıklı düşünmesini, gerektiğinde cezalandırmayı hatta hayat kendisini becerdiğinde bile buna kılıf uydurabileceğini çok farklı motiflerle izleyebiliyoruz. Bu bakımından filmin altındaki büyüyen fikri beğendiğimi söyleyebilirim. Ama daha yukarılara çıkınca, sonuçta bir filmin ve “güzel” olması için de kaymağının da iyi olması gerekiyor.
Oyunculuk bakımından Splice çok kısır. Adrien Brody ve Sarah Polley sanki boş zamanlarında bu filme destek olmuş gibi oynamışlar. Zaten ikisi hiç çift gibi durmuyorlar. Filmin dramatik yapısına göre bizim bu çifti beğenmemiz, sevmemiz gerekiyor ama çiftimiz bu sorunu daha kendi aralarında halledememişler. Bu da filmin genelinde soğuk bir hava esmesine neden olmuş. Yan karakterler oldukça silik ve karakterlerimizi tanıyamadan film bitiyor. Tamam, bu bir tercih olabilir, karakterlerin sadece o dönemdeki ruh hallerine tanık olabiliriz, bunlara dayanarak geçmişlerini tahmin etmeye çalışırız, ama işin bu kısmı bize bırakılsaydı. Vincenzo öyle yapmamış, örneğin Elsa’nın geçmişiyle ilgili pek çok detayla karşılaşıyoruz ama bunlar bir amaca hizmet etmediği gibi tam olarak da ne demek istediğini anlatamıyor. Ayrıca Splice’ın temel fikirleri daha The Cube zamanında atılmış. Yani yapım aşamasına kadar bir 10 yıl geçmiş ama filmde bu enerjiyi hissedemiyoruz. Alelacele yazılıp çekilmişlik hissi aldım ben bolca. Sci-fi tarafı başarılı olsa da, içindeki dramatik yapının sorunlu olması, senaryo gedikleriyle birleşince iyi bir film olma şansını kaçırıyor Splice mainstream arenada sonuçta. Ama dediğim gibi, bu tip sci-fi filmleri, arıza düşünceleri, aykırı fantezileri, heybetli şiddeti ve “ule bu nasıl bilgisayar efekti böyleee” dedirten minimalist CGI’ları seviyorsanız, iyi bir haftasonu filmi Splice.
Volkan Turan

![Untitled-16[1]](http://www.sinemasalyolculuk.com/wp-content/uploads/Untitled-1612.jpg)

